KRALİÇELERİN İKTİDAR MÜCADELESİ

Çevresel koşulları göz ardı edersek, ortalama 100.000 arıdan oluşan bir kovanın/koloninin varlığını sürdürmesi tek bir şeye bağlıdır: kraliçe arı!


İşçi arı olarak bilinen dişiler ve tür devamlılığı için vazgeçilmez olan erkek arılardan oluşan bu kalabalık ekibin organizasyonunu doğrudan kraliçe yönetir. Oldukça zor ve riskleri olan bu görevi sürdürmek için kuşkusuz özel bazı becerilere ihtiyaç vardır ki kraliçeyi kraliçe yapan bunlardır. Ancak Kraliçe olarak doğmak, ne yazık ki iktidara hükmetmeyi garanti etmez. Hiç hesapta yokken ortaya çıkan bir başka kraliçenin varlığı, çetin bir iktidar mücadelesini beraberinde getirir ve elbette bu mücadelenin en az bir kaybedeni olacaktır.


Pazar okumaları serisinin bu haftaki içeriğinde, halk arasında “ana arı” veya “arı beyi” gibi isimlerle anılan kraliçe arının doğumundan, iktidarı ele geçirmesine ve sonunda görevinden uzaklaştırıldığı ana kadar geçen süreci özetliyoruz. Keyifli okumalar.


Kraliçe’nin doğumu

Tıpkı diğer arılar gibi kraliçe arı da petek gözlerinin birinden doğar ve fakat O’nun kraliçe olacağına henüz yumurtayken karar verilmiştir. Karar verildiği anda ayrıcalık başlar. Diğer larvalar daha çok bal ve polenle beslenirken, kraliçemiz bol miktarda ve yalnızca arı sütüyle beslenerek büyütülür. Ortalama 16 günlük bir sürenin sonunda, kendine özel hazırlanmış kraliçe yatağında dünyaya gözlerini açar. İlk icraatı ise iktidarını tehdit eden diğer kraliçeleri öldürmek olacaktır. Bunun için iğnesini kullanır. Yeni doğmuş veya doğmak üzere olan kraliçeleri bir bir yok eder - sonuçta her kovanın tek bir kraliçesi olur!


Yaklaşık 1 hafta süren ergenlik döneminin ardından, hayatında 2 defa yapacağı uçuşlardan ilkine çıkar: çiftleşme uçuşu. Nitekim kovandan ikinci çıkış; yalnızca devrik kraliçelerin, koloniyi geride bıraktığı uçuştur. Bundan ilerleyen kısımlarda bahsediyor olacağız. Çiftleşmek için salgıladığı feromonla erkek arıları cezbeden kraliçe kovandan çıkar ve mümkün olan en yüksek seviyeye kanat çırpar. 40 metre yüksekliğe kadar ulaşılabildiği bu çiftleşme uçuşunda amaç, sayıları fazla olan erkek arıları eleyebilmektir. Böylece erkek arılar arasından en güçlülerini, bir diğer deyişle gen aktarımını hak eden erkek arıları belirler ve onlarla çiftleşir. Sonuçta yine bir kazanan ve kaybeden olur. Kraliçe arı; yumurta kesesine aldığı 10 milyon spermle kovanına geri dönerken, erkek arılar orada ölmüştür.

Kraliçe kovana dönüp düzenli biçimde yumurtlamaya başladığında, artık iktidarın tek sahibidir. Petek gözlerine her gün 150 ila 200 bin adet yumurta bırakır. Salgıladığı feromonla kovan içi görev dağılımını yapar, yaşananları kontrol eder. Kısacası, olanca kudretiyle koloninin tüm işleyişine hâkimdir.


Sıradan bir işçi arı 42 gün yaşarken kraliçe arının yaşam süresi 5 yıla kadar uzar. Peki, sizce kraliçe hayata gözlerini yumana kadar bu düzen böyle devam eder mi? Sorunun yanıtı, yüksek ihtimalle hayır.



İktidar Mücadelesi

Şu ana kadar olan anlattıklarımız, koloninin mutlak monarşiyle yönetildiğine işaret etse de aslında arka planda demokratik yapı daima korunur. Kraliçe yaşlandıkça, yumurtlama düzensizliği başta olmak üzere genel işleyişte yaşanan aksaklıklar kolonide huzursuzluğa neden olur. Kraliçenin refleksleri zayıflamıştır. Kovanın etkin bir kraliçeye ihtiyacı vardır ve bir gün (kraliçeden habersiz) hüküm verilir: yeni kraliçe gerek!


Tarih tekerrür etmiştir. Yeni bir kraliçe için hazırlıklara başlanır. Uygun yumurtalardan biri seçilir, bakıcılar tarafından özenle beslenir. 16 günün sonunda yeni kraliçe doğacak ve iktidarı ele geçirecektir. Bu durumda eski kraliçenin tek seçeneği kalır: kovanı terk etmek. Sonuçta her kovanın tek bir kraliçesi olur!


Terk-i Diyar

Eski kraliçe, yeni kraliçe doğmadan kovandan ayrılacaktır. Kaybedeceği savaşa girmez de diyebiliriz. Kendisine eşlik edecek bir grup arıyla birlikte ikinci ve son uçuşun hazırlıkları başlar. Bu, geri dönüşü olmayan bir yolculuktur. Yeni bir kovan, ağaç kovuğu, kaya oyuğu vb. kısacası yeni bir ev bulana dek geçecek süre belirsizdir. Bu yüzden, hayatta kalabilmek için önce bol miktarda bal tüketilir ve ardından uçuş başlar. Bu bölünme olayı “Oğul verme” olarak bilinir. İlk bakışta iktidar mücadelesinin sonucu gibi görülmekle birlikte, bir çeşit çoğalma davranışı olarak da değerlendirilebilir. Havaların sıcak ve besin kaynaklarının bol olduğu bahar aylarında sık rastlanır.


Devrik kraliçeyle birlikte kovanı terk eden grup, bir yerde geçici olarak beklerken bazı öncü arılar çevreyi keşfe çıkar. Gelecek yaşamı devam ettirmeye uygun, su ve besin kaynaklarının olduğu alternatif barınaklar/yuvalar bu öncü arılar tarafından bulunur. Keşif uçuşlarından sonra oğul kolonisine bilgi verilir ve genel değerlendirmenin ardından yaşamaya karar verilen yeni yuvaya doğru yol alınır.


Sonuç olarak her iki kraliçe, kendilerine ait kolonileri kendi tarzlarında yönetmeye devam edeceklerdir. Burada eski kraliçenin kaderini kabullenip, yeni kraliçeyle çatışmaya girmeden oğula gitmeyi tercih etmesi bir çeşit Kadife Devrim olarak tanımlanabilir mi sizce de?



Bu içeriğe uygun bir fon olabileceğimizi düşündüğümüz Viva La Vida'yı sizler için aşağıya ekliyoruz. İyi pazarlar.


I used to rule the world, Seas would rise when I gave the word Now in the morning I sleep alone, Sweep the streets I used to own


I used to roll the dice, feel the fear in my enemy's eyes Listen as the crowd would sing, "Now the old king is dead! Long live the king!"


One minute I held the key, next the walls were closed on me I discovered that my castles stand ,upon pillars of salt and pillars of sand




























0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör